Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Besame Mucho

Besame Mucho... Dışarıdan hafif hafif loş odanın içlerine doğru akan müziğin sözleri. Yumuşak, romantik... 1. yıl kutlamasına Bozburun'a gelinmiş. Müthiş bir yer. Sessiz, sakin, toplamda 9 odalı bir otel, "child free" hem de. Şahane yemekler yenmiş. Beylerbeyi göbek rakı içilmiş. "Sohbet" edilmiş. Besame mucho çalmaya başlamış sonra. Nedense kadın düşünmüş; iki insan yan yana iken daha ne kadar uzak olabilir ki birbirine?   Besame mucho...  "Beni çok öp" tamam mı?...

Toksik İlişkiler

Uyumsuz çiftler görürüz bazen, tencere kapak olmayan ama uzun yıllardır beraber olan çiftler. Yıllar içinde birbirine kinlenen, iletişimi kopan, aynı şeylere gülmeyen, aynı manzaraya bakmayan, artık nadiren belki uyumadan uyumaya beraber zaman geçiren çiftler. Kimi işine, kariyerine, kimi çocuğuna, yani birbirleri dışında her şeye adarlar kendilerini. Peki, bu insanlar birbirlerine iyi gelmediklerini halde neden beraber olmayı sürdürürler? Malcolm & Marie filminde güzel bir kesit sunulur bu duruma dair. Filmin sonu izleyiciye bırakılır. Marie gidecek midir, kalacak mı? Toksik ilişkilerin de olayı budur zaten. Her ikisi de eşit derece de olası ve belki de bir aradadır. Marie kalsa da aslında gitmektedir içten içe. Gitse de kalacaktır bir miktar. Adı üstünde ilişki toksiktir. Zehirlemiştir, kanına karışmıştır kadının ve adamın. İnsan gitse ne kadar gidebilecektir, kalsa ne kadar? Genelde kalmayı seçerler, o kaotik ama güvenli, bildik ilişkinin içinde. Her şeye rağmen, tüm kusurlarıy...

Harlequin

Ah benim pandomim dünyasından eski dostum. Tarihin tozlu sayfalarını şöyle bir karıştırıp bana tam 9 yıl önceki serzenişlerini okudum bugün. Zaman ne çabuk geçmiş.  Birbirimize öfkelenmekte ne kadar haklı ve aynı zamanda ne kadar da haksızmışız. Nasıl bir zamanlama ve iletişim kazası yaşamışız. Bu kadar yakınken hem de...  Dağ dağa küsmüş, dağın haberi olmuş, umurunda olmamış. Sonra o dağlara bir sürü karlar yağmış. Akreple yelkovan küsmüş, dostluğun akan zamanı durmuş, öylece kalakalmış. Kim bilir, belki zamanlama kazası yaşamadığımız bir paralel evren de vardır bu sonsuzlukta ne dersin? :)  Seni kırdığım için özür dilerim.  Beni kırdığın için seni affediyorum.  Sevgiyle,

Supreme Bitches*

Bugün de (eski) kız arkadaşlarımızı, kankalarımızı, dost sandıklarımızı gömelim biraz. Gerçekten şu #SATC beni ilişkiler konusunda daha çok düşünmeye itiyor. Dizideki 4 yakın arkadaşa bakarken kendi arkadaşlık ilişkilerimi düşündüm ister istemez. Kadın arkadaşlarımın varlığı hayatımda benim için hep çok önemli olmuştur: fikir alışverişi, eğlence, sohbet, ex-leri ve next-leri gömmek, analiz etmek, kahve falı bakmak derken; hayatın daha ciddi dönemeçlerinde karar alırken birbirimize destek olmak, iyi ve kötü günlerde beraber olmak, yapıcı eleştirilerde bulunmak vb... Daha doğrusu kendi perspektifimden böyle görüyormuşum arkadaşlıklarımı. Ama birçoğunda bunun karşılık bulmadığını, kendi ihtiyaç duydukları süre boyunca ya da sadece iyi günde orada olduklarını yaşayarak deneyimlediğim arkadaşlıklar oldu. Şimdi izninizle, yıllar içerisinde yaptıkları vefasızlıklar, kıskançlıklar ve hatta doğrudan kötülüklerle benden  supreme bitch*  unvanı almaya hak kazanan arkadaşlarımı listeliyo...

Eros'un pişmanlığı 💔

Merhaba eski dostum, Sana uzun yıllardır yazmadığımı fark ettim. Daha akademik konulara odaklandığım diğer bloguma ara ara yazıyorum. Onun dışında ise makaleler yazıyorum. Sadece kendim için bir şeyler yazmayı özledim. Eskiden hayalciydim, romantiktim, şarkılar söylerdim, şiirler yazardım, yazarak düşünmeyi severdim. Şimdi yazmaya da düşünmeye de pek zamanım kalmıyor. Ya da içimden gelmiyor diyelim. Ama eskisi gibi kendi içime dönme vaktim geldi sanırım.  Yeniden blog yazma isteğimi itiraf ediyorum "Sex And The City" canlandırdı. Bir süredir maraton halinde izliyorum diziyi. Tam benim yaşlarımın dizisiymiş. 1998'de başlamış ve o günkü kadın-erkek ilişkileri, sorular, sorunlar ve varoluşsal krizler hala aynı. Bugün ben de varoluşsal bir kriz yaşadım sanırım. Ara ara oluyor. Böyle günlerde gözyaşları sağanak yağmur gibi aniden inip, bir süre sonra duruluyor. Ağlamak bazen güzel. Birikmiş negatif duyguların yükünden kurtuluyorsun. Aklımda sabah bir sürü düşünce uçuşurken şim...

Seksen beş yaş şiiri

insanlar vardır derin bir okyanus ilk anda ürkütür korkutur sizi derinliklerinde saklıdır gizi daldıkça anlarsınız daldıkça tanırsınız yanında kendinizi içi boş sanırsınız insanlık vardır üzeri nilüferlerle kaplı bulanık bir göl gibi ne kadar isteseniz uğraşsanız görünmez dibi derinliklerinde saklıdır gizi... Sermin Albayrak, 2014 Seni seviyorum ve çok özlüyorum, anneannem.

Mr. Darcy

Keşke hepimizin hayatında mutlu sonlarımıza ulaşacağımız Mr. Darcy'ler olsa... Ancak Jane Austen da bu mutlu sonların gerçek hayatta olmadığını biliyordu ve hayata inat romanını mutlu sonla bitirmek istedi. Mr. Darcy, 19. yüzyıl İngiltere'sindeki bir beyaz atlı prenstir. Ve Elizabeth Bennet ile sonsuza kadar mutlu yaşar... Ancak anladım ki, gerçek hayatta saçlarını uzatıp kulede beklesen de, azıyla yetinip kabullensen de yeterince mutlu olamıyorsun. Büyük ihtimalle. Bu bok gibi ülkeye çocuk da doğurmak istemiyorsun. Büyük ihtimalle. Sağlığa zararlı olduğunu bildiğin halde bir sigara yakıp, öksüre öksüre içine çekiyorsun. Büyük ihtimalle. Ah, sevgili Austen... Huzur içinde uyu.