Varoluşsal bir bekleyiş içinde donakalırız bazen. Oysa biz eyleme geçmezsek hayatımızda mucizevi ve gerçek bir devinim olmayacağını biliriz. Elbette bu kendi hüznüne aşık olmayanlar ve cesur yürekler için geçerli.. Bir şiir okudum geçen gün. Bana hissettirdiği tam olarak şuydu: İnsan bazen birini beklediğini zanneder; aslında beklediği şey hayatının değişmesidir. Bugün "cesaret" deyince aklıma tutuklanacağını bile bile 2 Temmuz'da ülkesine geri dönen Deniz Göktaş geliyor. İçimizdeki cesareti ateşleyen kahkahalar için teşekkürler kendisine. Her şeye rağmen, bu ülkede.. Bekleyişimiz ne zaman sona erecek?
Spielberg ilginç bir adam. O müthiş E.T.'den beri sevdiğim yönetmenlerden olmuştur ve kült filmine göz kırpan bu yeni filmi ile beni yine şaşırtmadı. Fakaat tahmin ettiğimizin ötesinde pek de bir şey "ifşa" etmedi. Sevdiğim ve sevmediğim kısımları oldu filmin ama ana fikri açılış ekranını gördüğümden beri tamamdı bence: dISCLOSurE day Yani Spielberg abimiz diyor ki; "Gerçek ifşa günü yakın" Eeh. Teknolojinin bu kadar ivmelendiği, dünyanın çivisinin çıktığı (ve hatta ekseninin 12 cm kaydığı) böyle bir zamanda yakın olmaması mümkün değildi elbette. Biz zavallı Y - daha popüler tabirle Millennial kuşağın E.T., X Files, Alien, Stargate, Çılgın Marslılar, A.I., Signs, Arrival ve şimdi aklıma gelmeyen zibilyon tane film ile çoktan hazırlandığı ve çook uzun zamandır beklediği o ifşa günü olacak elbet! Ne yani, evrendeki tek akıllı varlıkları biz mi sanmıştınız? Geçen ay ziyaret ettiğim ve bütün ezoterik inançlarımı depreştiren Berlin Neues Müzesi'ndeki Mısır bölümü...