"Senin hayatın kim?" Meraklı gözlerini bana dikmiş 3 yaşındaki yeğenim Can'ın geçen hafta arabada yanımda otururken aniden dönüp bana sorduğu soru.. Hayatın kim ? Üç kere de tekrarladı sorusunu. Beni dolmuş durağına bırakan annem ve teyzemle sohbet ederken "Hayatım yollarda geçiyor.." diye iç çekmiştim. Her şeyi duyan, dinleyen ve ezberleyen akıllı bıdık da hemen cımbızla çekiverdi "hayat" kelimesini. Anne ve babasının birbirine "hayatım" diye seslenmelerine alışıktı. Dolayısıyla benim kimden bahsettiğimi bilmek istiyordu. Hayatım kimdi ? Üç kadın kahkahayı patlattık. "Ah sevgili Can, henüz bilmiyorum. Ama ismini öğrenir öğrenmez söz sana söyleyeceğim" dedim hafif buruk gülerek. Çünkü bilmiyordum. Ve bunu fark etmek üzücüydü. Hayatımın kim ya da ne olduğunu düşünürken yaşadığım varoluşsal sancı da öyle.. Ama umutsuz değildi. Hayır, kesinlikle değildi. Hele ki 3 yaşında capcanlı bir çocuktan gelen merak dolu sorunun kendisi, in...
Yaşamımızı hangi motivasyonlar yönlendiriyor? Neyi, neden manifestliyoruz, gerçekten biliyor muyuz? Kürsü sahibi olmak! Anneannem gururla bana bakıp şöyle derdi; "Bir gün kürsü sahibi olmanı istiyorum!" Ve, çeşitli kürsülerde oldum. Ne kadar önemliydi bir zamanlar benim için. Akademisyen olmak da annemin gerçekleştiremediği hayaliydi. "Okulda kalmamı teklif ettiler. Ama kalamadım, babam yüzünden..." diye başlardı. Ve, akademisyen oldum. Sonra uzunca bir süre, kendi çocukluğum için hayat ettiğim o şeker pembe çekirdek aile hayatını gelecekteki çocuğumla yaşamayı manifestledim. Sanki annemin hayatını temize çekme ihtiyacım vardı. Sonra, bir gün aniden durdum. Peki, ben gerçekte ne istiyordum? İşte bugün o gündeyim. Ne istediğim ve istemediğimi dış etkilerden ve iç dengesizliklerimden bağımsızlaşarak, gerçekten görmek ve anlamak istiyorum. Herkesi taşıyabilecek kadar güçlüyüm; ama artık herkesi taşımak zorunda değilim. Ve birçok şeyi yapabiliyor olmam, yapm...