Hayatta her şey dengeli olmalı. Güzellik, hırs, zeka, güç, aşk... Şu sıralar terazimin dengesi daha çok iş hayatıma kaydı. Sıklıkla duygu ve kaygı durumumu göz ardı ettiğim oluyor. Ki bu yazıya onun için başlamıştım ama çok başka yerlere evrildi. Hepsi o iki bardak cin tonik yüzünden! :) Bazen -çoğu zaman- dengemi şaşırdığım oluyor. Aşırı aceleci ve kaygılı olduğum, kendimi ve hayatımdaki insanları bunalttığım zamanlar. Bazı eski hikayeleri -işime geldiği gibi- yeniden yazdığım ve vicdanımı rahatlattığım zamanlar. "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" (Lekesiz Zihnin Sonsuz Günışığı) zamanları... Bazen ChatGPT ile yazışmak gerçek insanlarla yazışmaktan çok daha kolay geliyor. Kısa, kestirme, duygulardan arınmış diyaloglar. "Lekesiz zihinler"... Her diyalog böyle olsa ne kadar kolay -ve ne kadar korkunç- olur diye düşünüyorum. İş yerinde istediğim bir şeyi en az üç kere tekrarlamak zorunda kalmazdım mesela... Duygusal hayatta ise karşımdaki söylememe gerek kalmad...
Ne işle uğraşıyoruz? Neyin peşindeyiz? Neyimize gerek? :) Yine önümüzde yoğun bir takvim var. Şu anda sayısı 153 olan ve gittikçe de artan belediyelerimizin "tek sağlık" ve "iyi olma hali" odağında kapasitelerini geliştirmelerine, proje başvurularına ortak olmaya, finansman bulmalarına ve ağlar kurmalarına; kısacası geleceğin dirençli kentlerinin inşasına rehberlik etmeye çalışıyoruz. ChatGPT'ye prompt'u yazınca yaptığı şu çizimle gerçekten neyle uğraşıyor olduğumu görünür kıldım sanırım. Elbette yer yer çıldırtıcı pürüzleri olan bir iş. Ama yine de güzel. Beraber yol yürüdüğümüz siyasi figürlere ve onların bireysel kararlarına yönelik fikirlerimi saklı tutmakla birlikte; gelecekte iyi bir teknokrat olmayı hedefleyen bir uzman olarak bugün doğru amaçlarla, doğru bir yolda yürüdüğümüzü söyleyebilirim. Nice güzel işler başarmaya..