Ne işle uğraşıyoruz? Neyin peşindeyiz? Neyimize gerek? :) Yine önümüzde yoğun bir takvim var. Mart'ta Yalova'da yapacağımız yerel iklim zirvesi mi dersiniz, Nisan'da Hatay'da afetlere yönelik yapacağımız etkinlik mi dersiniz, Mayıs'ta İstanbul'da gerçekleşecek seçimli meclisimiz ve Sağlıklı Kentler Forumu'muz mu dersiniz.. Yoğunuz. Şu anda sayısı 153 olan ve gittikçe de artan belediyelerimizin "tek sağlık" ve "iyi olma hali" odağında kapasitelerini geliştirmelerine, proje başvurularına ortak olmaya, finansman bulmalarına ve ağlar kurmalarına; kısacası geleceğin dirençli kentlerinin inşasına rehberlik etmeye çalışıyoruz. ChatGPT'ye prompt'u yazınca yaptığı şu çizimle gerçekten neyle uğraşıyor olduğumu görünür kıldım sanırım. Elbette yer yer çıldırtıcı pürüzleri olan bir iş. Ama yine de güzel. Beraber yol yürüdüğümüz siyasi figürlere ve onların bireysel kararlarına yönelik fikirlerimi saklı tutmakla birlikte; gelecekte iyi bir tekn...
Geçtiğimiz hafta kariyer hayatımın ziyadesiyle ofansif bir haftasıydı. Bu kadar stres bana hiç iyi gelmiyor. Kariyer basamaklarını çıkarken yeni bariyerler ile karşılaşıyorum. Ve bunlarla baş etmeyi öğrenmem gerekiyor. Güzel işler yapıyoruz. Elbette batıyor birilerinin gözüne. Esas "patronlar" bize teşekkür ettikçe, eşdeğerim ve hatta üst yöneticilerim beni daha fazla tehdit algılıyor. Daha önce de bu blogda yazmıştım, "kamu zararı" demiştim bu kurumdaki bazı zihinlere. Her kademede çeşitli surette var bunlardan. Herkes yerini garantilesin, su başını tutsun, ne ya da ne kalitede iş yapıldığı önemli değil. Oysa "patronların" bizden beklentileri yüksek. Bize gelince; Gençliğimiz var, heyecanımız yüksek! Yaptığım işler konusunda sıklıkla heyecanlı, idealist ve sabırsızım. Belediye bürokrasisi heyecanımı disipline etmemi öğretiyor bana ama işlerimin kalitesinden ödün vermeyeceğim. Yetersiz ve özgüvensiz insanları onun bunun kızı/oğlu diye yönetici yapıyorlar...