Ana içeriğe atla

Sağlıklı Kentler Forumu, COP31, Mutlak Butlan ve diğer şeyler..

Yıldırım gibi bir haftayı geride bıraktım. Söylenecek çok şey var ama bağışıklığımın düşmesinden mütevellit hastayım ve çok da yazmaya mecalim yok. Ama yazmak İSTİYORUM :)

Bir kere Forum güzel geçti. Yani katılımcılardan, yürütücülerden ve en önemlisi Birlik Başkanından olumlu dönüşler aldık ve tüm o stres, kaos ve yorgunluğu bir tek bunlar çekilir kılıyor. Bayram sonrası raporu hazırlamaya başlarız, yayınlayınca buraya da linkini bırakırım.

Gelir gelmez Çeşme Vizyon Ofisi'nin 19 Mayıs şerefinde ikincisini düzenlediği "Tasarımcılar Çeşme'de" buluşmasına yürütücü olarak katıldım. Birbirinden güzel 9 temanın biri olan "Yeniden Yeşil Hareketi" kapsamında geçen yaz Çeşme'de çıkan orman yangınlarının izini sürdük. Lâl Başkan genç, enerjik, deli dolu, elini uzatıyorsun tutup şap şup öpüyor valla :)

Ali Faruk Göksu Hocamla şu vizyon sürecinde yollarımız kesiştiği için çok mutluyum. Uygulamadan gelen harika bir şehir plancısı. Çalışkan, mütevazi, bilgili, tam bir gönüllü. Bizim etkinliklerimizde yaptırdığı güzel atölyelere karşı bir iade-i atölye yapmış olduk :)

Şimdi biraz etkinliklere kısa bir ara verip yayınlara odaklanacağız. Sıradaki büyük etkinliğimiz Ekim'de Gaziantep'te gerçekleşecek 46. olağan meclisimiz olacak. Ardından Kasım'da Antalya'da gerçekleşecek COP31'e katılım sağlayacağız. 

Tabi biz bunları planlıyoruz ama bir yandan ülkede mutlak butlan, erken seçim gibi gündemler de oluyor. Muhalefet liderinin iktidar eliyle belirlendiği bir ülkede demokratik bir seçim ortamı kalmadığını gönül rahatlığıyla kabul edebiliriz artık. Çok yazık..

Sonumuz hayrolsun.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İki Minik Kentli

Önemli bir kişi olmak!  Önemli ve değerli olduğumuzu ne sıklıkla düşünüyoruz? Düşünüyor muyuz? Emek verdiğimiz şeylerin karşılığını nasıl ve ne şekilde alıyoruz? Alabiliyor muyuz? İnsanlar bizim hakkımızda ne düşünüyor? Bizden razılar mı? Peki biz kendimizden razı mıyız? Özdeğer duygumuz nasıl?  Geçtiğimiz üç gün MBB'nin düzenlediği MARUF25 (Marmara Urban Forum) kongresindeydim. Çok büyük, belli ki çok zor ve detaylı bir organizasyon yapmışlar. Havaalanından beni bir araçla alıp Haliç Kongre Merkezi yakınındaki otelimize bıraktılar. Havaalanında MARUF görevlisiyle ve beni götürecek şoförle biraz sohbet ettim. Sonra İstanbul'un iki yakası arasındaki 48 dakikalık yolculuğumda pencereden dışarıyı seyrettim. Köprüden geçerken yine hayran hayran boğaza baktım. İstanbul'dan neden ayrıldığımı hatırladım: köprüden geçerken bu şehre hayran olmaya devam edebilmek için... Aklımdan atölye ve panel için yapacaklarımı, onlar haricinde katılacağım etkinlikleri ve bir yandan İzmir'de d...

Denge/siz

Hayatta her şey dengeli olmalı. Güzellik, hırs, zeka, güç, aşk... Şu sıralar terazimin dengesi daha çok iş hayatıma kaydı. Sıklıkla duygu ve kaygı durumumu göz ardı ettiğim oluyor. Ki bu yazıya onun için başlamıştım ama çok başka yerlere evrildi. Hepsi o iki bardak cin tonik yüzünden! :) Bazen -çoğu zaman- dengemi şaşırdığım oluyor. Aşırı aceleci ve kaygılı olduğum, kendimi ve hayatımdaki insanları bunalttığım zamanlar. Bazı eski hikayeleri -işime geldiği gibi- yeniden yazdığım ve vicdanımı rahatlattığım zamanlar. "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" (Lekesiz Zihnin Sonsuz Günışığı) zamanları... Bazen ChatGPT ile yazışmak gerçek insanlarla yazışmaktan çok daha kolay geliyor. Kısa, kestirme, duygulardan arınmış diyaloglar. "Lekesiz zihinler"... Her diyalog böyle olsa ne kadar kolay -ve ne kadar korkunç- olur diye düşünüyorum. İş yerinde istediğim bir şeyi en az üç kere tekrarlamak zorunda kalmazdım mesela...  Duygusal hayatta ise karşımdaki söylememe gerek kalmad...

İşler Güçler

Şu aralar biraz yorgunum. Bazı günler neyi neden yaptığımı sorguluyorum. Dünyayı kurtarmıyorum sonuçta. Etki alanım sınırlı.. ama genişleyebilir. Peki bu genişlemeyi push edecek enerjim var mı gerçekten? Bunu istiyor muyum?  Kendimi bildim bileli yayından fırlamış bir ok gibi hissettim. Hep ileri, hep bir hedefe doğru. Geriye dönüp bakma fırsatı bile olmayan.. Çalış, çok çalış; bir pürüz mü çıktı, düzelt; düzeltemiyor musun, yönünü değiştir, devam et.. devam. Durmak yok. Çünkü durmak lüksü yok.  Birkaç kuşak önce bolluk bereket içinde yaşarken "yanlış" seçimlerle her yıl daha da fakirleşmiş bir ailenin; bir zamanlar Kapalıçarşı'da dükkanları, Manisa'da üzüm bağları varken bütün malını mülkünü kaybetmiş bir ailenin son kuşağıyım. Eğer kendimden sonra bir kuşak devam ettireceksem daha akıllı seçimler yapmam gerekiyor. Çünkü bir Y kuşağı olarak  her şeyin yükünü taşımak istemiyorum. Z kuşağı ise daha fecaat; onlar hiçbir şeyin yükünü taşımak istemiyor! :)  Bundan birka...