Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Böyle zamanlarda...

Bazen birini çok özlersin, kalbinin ucu titrer. Bazen pişman olduğun yaşanmamışlıklar olur. Kimseye söyleyemezsin... Kayaların üzerinden rüzgara koşmak, yıldızları, dolunayı izlemek istersin. Şarkı söyleyesin gelir. Küçük mucizeler beklersin. Öyle, ansızın... Bugün toplantı masasında 25-30 yıl sonraki İzmir'den bahsederlerken çoğu orta yaşlı hocalarıma baktım. Yaşamı düşündüm. Yaşanacak kadarı. Böyle zamanlarda herşey anlamsız gelir. Seni yerle bir etmiş insanları bile yeniden sevebilme gücü gelir. Sevgi sınırsız bir şey olmalı. Böyle zamanlarda ansızın gözlerin doluverir. Sonra geçer böyle zamanlar. Ama tek bildiğim... Biz sanırım sadece böyle zamanlarda gerçekten yaşıyoruz, nefes alıyoruz. Bugün Filiz'i de düşündüm. 2011 Kasım ayında kaybettiğimiz arkadaşımızı. Evlenecekti yaşasaydı. Sevgilisini düşündüm. Atlatmış mıdır? Huzur içinde uyu arkadaşım. Yaşam çok kısa, çok uzun, çok dehşetengiz ve çok mutluluk verici. Ölüm nasıl henüz bilmiyoruz. Devam ediyoruz...

Kentlinin Kenti

Direniş 15. gününde. Taksim Dayanışması’nın talepleri dinlenmemekle birlikte, basın açıklamaları da baltalanma yoluna gidiliyor. Eylemcilere çapulcu, terörist, valdal vb. birçok hakaret ve iftirada bulunmakta ve çeşitli provokatörler aracılığıyla birlik beraberliği bölmeye çalışmaktalar. Müzakere ortamını oluşturmak yerine, tepeden bakan, “ben ne dersem o olur, dağılın” zihniyetindeki yönetimin olayları yatıştırmaktan çok, çeşitli sebeplerle, körüklemek istediği aşikar. Gezi Parkı Direnişi en başta neden başlamıştı? Halka kendi yaşadığı şehir, çevre, habitat üzerinde söz hakkı tanınmadığı için başlamıştı.  Bir şehrin sayılı yeşil alanını, o şehirde yaşayanlara danışmadan talan eden diktalar, günümüz modern dünyasında artık çok demode. Tüm dünyada yükselişe geçen anlayış  katılımcı demokrasi dir (participatory democracy). Artık bir planlama ya da tasarım çalışması yapıldığında yerel halkın fikrinin alınması gerekmektedir. Çünkü demokrasinin gereği budur. Çünkü demokra...

Evren

Evren şimdi kocaman ya... Bize göre dev, sonsuz, büyük. Belki minicik nereden biliyoruz? Belki sonsuz dediğimiz herşey yakıncacık ve olası? Arka planda duvarda asılı bir tabloyu belli belirsiz görmek, sonra bir anlığına o güzel manzaranın bir tablo olmadığını, tam orada bir pencere olduğunu fark etmek gibi? Duvarımızda bir tablo mu, yoksa bir pencere mi var? Gerçeği olduğu gibi mi görüyoruz, sandığımız gibi mi? Doğrular, yanlışlar, zamana, mekana, kişiye ve değerlere göre değişen yasalar... 1789 devriminde suçlu bulunup idam edilen Kral ve Kraliçenin 200 yıl sonra yeniden yargılanıp beraat etmesi gibi! Belki 200 yıl sonra bambaşka bir sistem olacak? Herşey devinimde, yıkılıyor, yeniden yapılıyor. İleri akar görünen zaman belki de yerli yerinde duruyor? İskenderiye kütüphanesi yanmasaydı belki 'şimdi bulduk sandığımız 100 yıllık gerçekler'i keşfedebilirdik? Ama bilgi, farkındalık kötü emelli insanların düşmanı olmuş hep. Bu yaşamda başıma gelebilecek en büyük iyiliğin v...

günlüğümden...

Aynı yalanlara inanmak isteyen bir çocuk gibiyim. Gökkuşağının bitiminde altın bulmak gibidir aşk. Ama her şeye rağmen inanmak istersin... O altını bulmak istiyorum defter. 24.12.2010

perfectly imperferct

Oldu da Bitti MAŞALLAH

Tarih, din, etik ve çocuk hakları açısından... bu kitabı okumanız tavsiye. İnternetten kolayca ulaşabilirsiniz.