Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yüreğim

Harikulade bir gözyaşı düştü Kapıdaki tutku çiçeğinden Geliyor kumrum, sevgilim, Hayatım, yazgım; Kırmızı gül haykırıyor, "yakında o, yakında"; Beyaz gül ağlıyor, "geç kaldı o, geç", Hezarfen çiçeği dinliyor "duyuyorum, duyuyorum", Nilüfer fısıldıyor, "bekliyorum". Tennyson Yüreğim, yuvası diri bir sürgünde şarkıcı  bir kuş; Yüreğim, dalları meyvelerle yüklü bir elma ağacı, Yüreğim, dingin bir denizin sığlıklarında gezinen ebemkuşağı,  Denizkabuğu, Şeytan minaresi; Yüreğim hepsinden daha mutlu, Çünkü sevgilim yanımda.  Christina Rosetti

Hayat Memat

Beyoğlu'nun ortasında oturmuş kahvaltımı ederken düşünüyorum. Düşünebiliyorum çünkü şu anda zamanım var, çünkü ivedilikle çözülmesi gereken hayat memat meselesi sorunlarım yok. Başımı sokabileceğim çeşitli evler var ve karnımı doyurabiliyorum. Yoo, baba parasıyla büyüyen şımarık çocuklardan olmadım hiç. Ama şanslı bir çocuktum. Hayat yolunda destekçim olan sevgi dolu bir ailede doğmuştum. Şimdi benim burada oturmamı, kahvaltı etmemi, güzel giysiler alıp giymemi ve bunun sonucunda mekan sahipleri, yoldan geçen insanlar, otobüs şöförü yada bakkal amca tarafından saygı görmemi sağlayan bileğimin hakkıyla kazandığım paradır. Ancak Jonathan Raban'ın bahsettiği gibi bir  soft city de, bir ansiklopedide yada bir tiyatroda önemli bir rolüm varsa (tabi eğer varsa) bu mertebeye tek başıma erişmedim. Fakat fırsatları değerlendirip koşulları iyileştirdim. Altın dişli bir çingene çocuklarıyla içeri adım atıp dilendiğinde ve vermediğimde pek üzülemedim açıkçası. Kaldı ki çorap satan ...

Yeter ki sev.

Sadece şu an var sevgimizi paylaşabilmek için. Bazı zamanlar anlarız aslında, hatırlarız birgün biteceğini. Uzun ya da kısa. Bir sokak kedisini okşayıp ardına bakmadan yürümek gibi geçmişteki sevdalar. Bir daha hiç görmemecesine. İyi olduğunu umup, aslında olmadığını düşünmezcesine. Yaşam yalnızca bir saniye. Öylesine hassas, öylesine kırılgan. Ona bir daha hiç dokunamayacak olmak, bir zamanlar seninle olduğunu ve çok ama çok sevdiğin gerçeğini değiştirir mi? Değişmez bu ana kazınmış olan hiçbir şey. Kimin ne düşündüğünün ne önemi var? Seviyorsan sev. Şimdi sev. Yeter ki sev. Yarın yine gün doğacak mı kim bilebilir?

Because

Because the world is round it turns me on Because the world is round Because the wind is high it blows my mind Because the wind is high Love is old, love is new Love is all, love is you Because the sky is blue, it makes me cry Because the sky is blue

Pencere

pencereyi kapama gök dolabilir içeri sen neyi görebilirsin ıslak bir bulutun yağışını mı pencereyi kapama kuş dolabilir içeri sen neyi taşıyabilirsin kırık bir dalın yükünü mü pencereyi aç soluğun çıksın dışarı sen büyütmedin mi ciğerinde onu kokusu hayatı yıkasın diye pencereyi aç sesin sarsın dünyayı duyulur elbet ta ötelerden yürek kendini tanır Arkadaş Zekai Özger

2014

Bir yılı daha geride bıraktık işte... Ah çok şeyler oldu bu yıl. Çok fazla düğüm ve belirsizlik ve ucu bucağı görülmeyen başlangıçlar. 2014 yılından istediğim tüm güzelliklerin en başına NETLİĞİ koyuyorum bu sefer. Ah şu insanoğlunun memnuniyetsizliği yok mu! Çok güzel bir günün ardından, çok istenilen bir hediyeyi alır almaz, ya da arzulanan bir insana dokunur dokunmaz hemen bir başka hedefe çevrilen memnuniyetsiz bakışlar... Birçok başarı elde eder, azıcık takdir görür, ardından yaptığımız kimilerince (ve belki) hatalı davranışlardan ötürü eleştiriliriz. İnsanoğlunun hata yapma hakkı yok mudur? Kendimiz başlı başına hata değil miyizdir hatta? Tamam tamam, fazla anti-humanist olduğumun farkındayım. İçini bile isteye boşalttığımız kavramlara başka anlamlar tıkıştırmaktan ne zaman vazgeçeceğiz? Ne zaman başkalarını değil kendimizi düşünerek yaşadığımız zamanlarda, sadece başkalarını düşünerek yaşayanlardan hakaret işitmeyeceğiz? Bilmiyorum. Tek bildiğim daha çok özgürlüğe, saygıya, sev...

duygular değişir...

Uzakta olduğunda, o sana sarılmadığında sanki yer ayaklarının altından kayacakmış gibi hissetmek de ne demek oluyor? Yanındayken her şeyden emin, emin olmasan da  umurunda  olmazken, uzakta birden korkuya kapılmak da neyin nesi?  Şarkılarda bile bundan bahseder. Nasıl bir hastalıktır bu iki insan arasındaki?  Anlamıyorum, beni korkutuyor. Hiç sebepsiz yere hem de. Ve neden hayatıma girmiş olan herkesi o zamanlar çok sevmiş olduğumu adım gibi bildiğim halde, bugün pek o kadar da sevmemiş gibiyim?  Duygular neden değişiyor böylesine?